Haber Başlıkları
- “HSYK’ya İlişkin Anayasa Değişikliği Konusunda Analitik Bir İnceleme”
- Mitinge Davet
- Yalçın Bayer'in 18.08.2010 Tarihli Hürriyet Gazetesi'ndeki Köşe Yazısı
- Referandum İçin Çağrı
- Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Yaman'ın Açıklaması
- Kaybettiklerimiz... Mehmet Lütfi Onur... 11.08.2010
| Mülkiye Sitesi Çalışmaları Durduruldu mu? |
|
|
|
|
Mülkiye Sitesi Çalışmaları Durduruldu mu? Son günlerde bazı e-posta gruplarına gönderilen iletilerde Mülkiyeliler Birliği Yöneticilerinin “sağduyu”lu tutumları nedeniyle “Mülkiye Sitesi” kurulması konusunda geri adım attığı ve projeyi 2010 Genel Kuruluna kadar askıya aldığı ifade edilmektedir. Bugüne kadar üyelerimizden gelen görüş ve öneriler doğrultusunda kendini yenilemeyi, eleştiriler doğrultusunda geliştirmeyi başaran Mülkiyeliler Birliği Derneği ve Vakfı Yöneticilerinin Mülkiye Sitesi kurulması konusundaki çalışmaları “sağduyu”lu yürüttükleri doğrudur. Ancak bu nedenle çalışmaların askıya alındığı bilgisi yanlıştır. Yine üyelerimizden gelen talepler doğrultusunda bu konudaki çalışmalar büyük bir açıklıkla yürütülmüş ve her adımla ilgili açıklama zamanında yapılmış, bu çalışmayla ilgili tüm bilgi ve belgeler web sitemiz üzerinden üyelerle paylaşılmış, üyelerimizin her sorusuna yanıt verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, 2008 yılında yapılan Genel Kurulda güçlendirme ve restorasyon iddiası ile ortaya çıkan ve seçimi kazanamayan kimi arkadaşlarımızın Mülkiyeliler Birliği Vakfının kiracısı konumundaki kişilerle yaptığı işbirliği ya da onlar üzerinde yarattığı baskı ve kiracıların çıkmamasının binaların boşaltılmasına engel oluşturması nedenleriyle yavaş ilerlemekte ya da güçlükle yürütülebilmektedir. Sorunun bir Genel Kurul sorunu olmadığını, Mülkiye Sitesinin kurulması için ortada iki Genel Kurul (1971 ve 2008) iradesi olduğunu biliyoruz. Mülkiyeliler Birliği Vakfının kurucu iradesi olan Vakıf Senedinin hukuken nasıl değiştirilebileceği açıktır. Bu irade senette yazılı olduğu sürece bu işi yapmaya Vakıf Yönetim Kurulunun yetkili olduğu ve bu işi yapmanın Vakfın yükümlülüğü olduğu ortadadır. Bu durum, gerek Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınan görüş gerekse mahkeme kararı ile kesinlik kazanmıştır. Bu nedenle süreç, “Genel Kurulun iradesini görelim” anlayışıyla ertelenmemekte, kimi üyelerimizin hukuk dışı, etik dışı ilişki ve yöntemleriyle geciktirilmektedir. Yapılan tüm bu hukuk ve etik dışı işlerin ve ilişkilerin bilgisine vakıfız. Bu süreçte yaşananlar bütün Mülkiye Topluluğunu olduğu gibi bizi de üzmektedir. Ancak bu konunun tüm yönleriyle üyelerimiz tarafından da anlaşılabilmesi için bunların yazılmasının da gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu süreçte yaşananları üzülerek üyelerimizin bilgisine sunuyoruz: 1.Bilindiği üzere, Mülkiyeliler Birliği müsteciri sıfatıyla Mülkiyeliler Birliğine karşı onlarca dava açarak, Yöneticilerini karakola gitmek zorunda bırakan, haklarında ceza davası açtıran ve yaptığı iş ve işlemleri Mülkiyeliler Birliği üyeliği ile bağdaşmadığı gerekçesiyle üyelikten çıkarılan Ali Rıza Koçyiğit hali hazırda Cafe M olarak bilinen yerde Mülkiyeliler Birliği Vakfının kiracısıdır. Geçen Genel Kurulda yönetim kuruluna aday olan bir üyemiz, Ali Rıza Koçyiğit ile iki tarafın avukatları aracılığıyla Cafe M’nin tahliyesi konusunda yürütülen görüşmeler sürerken anılan şahsa binaların yapılmasına ilişkin tedbir kararını Meşrutiyet caddesi üzerinde anlatarak görüşmelerin kesilmesini sağlamış ve aralarındaki işbirliğini 150. Yıl Kutlamalarının yapıldığı 4 Aralık 2009 tarihinde Fakültede kol kola dolaşarak ortaya koymuştur. 2.Ali Rıza Koçyiğit’in üyelikle bağdaşmayan faaliyetleri nedeniyle Mülkiyeliler Birliği üyeliğinden atılması kararının altında imzası olan Onur Kurulu üyelerinden biri, anılan şahsın 2010 yılında yapılacak Genel Kurula kadar Cafe M’i tahliye etmemesi için girişimlerde bulunmuştur. 3.Bilindiği üzere, 1985 yılında yemek boykotu nedeniyle okuldan atıldığı için Mülkiyeliler Birliğinin kendisine kiraladığı küçük bir dükkanda iş hayatına başlayan ve bugün hatırı sayılır bir büyüklüğe erişen İmge Kitabevinin sahibi Refik Tabakçı halihazırda Mülkiyeliler Birliği Vakfının kiracısıdır. Bir hocamız ve bazı üyelerimiz elbirliğiyle, Mülkiyeliler Birliği Vakfına tahliye taahhütnamesi vermesine ve Kasım ayı sonunda ihtar çekilmesine ihtara rağmen baskı, hatır-gönül gibi yöntemlerle Refik Tabakçı’nın İmge Kitabevini boşaltmaktan vazgeçmesini sağlamıştır. 4.Mülkiyeliler Birliği Genel Kurullarının toplam iradesini temsil eden Birlik ve Vakıf Yönetim ve Denetim Kurulları, Danışma Kurulu, Onur Kurulu, Şube Başkanlarının katılımı ile oluşturulan Ortak Kurullar Toplantılarının kararları doğrultusunda yürütülen çalışmalara taraf ya da karşı olunabilir. Ancak, bu kurulların kararlarına karşı kiracılarla işbirliğine gitmek, onları bu kararların uygulanmasını engelleyecek şekilde yönlendirmek etikle bağdaşmamaktadır. Yönetimlerde esas olan sürekliliktir. Yarın belki de yönetim sorumluluğunu taşıyacak insanların, “Düşmanımın düşmanı dostumdur” ya da “Amaca giden her yol mübahtır” şeklinde özetlenebilecek bu yaklaşımla davranmaları, Mülkiyeliler Birliğinin kiracılarıyla bu tip ilişki içerisinde olmaları kabul edilebilir olmadığı gibi, hiçbir üyemize de yakıştıramadığımız bir ilişki biçimidir. 5.Bilindiği üzere üç yıl önce Mülkiye Sitesi kurulması konusunda çalışmalar başladığı dönemde Mimarlar Odası Ankara Şubesi sürecin içerisinde yer alma talebinde bulunmuş, alan ve finansman paylaşımı konularında mutabakat sağlanmış ancak mülkiyet devri yapılamaması nedeniyle Genel Merkezleri finansman sağlamamış ve görüşmeler tıkanmıştı. Mülkiyeliler Birliğinin kurumsal iradesinin ve üyelerinin iradesinin önüne başka kurum ya da örgütlerin iradesini geçirmeye çalışan ve yıllarca ortak mücadele yürüttüğümüz, dayanışma içinde olduğumuz Mimarlar Odası ile Mülkiyeliler Birliğini karşı karşıya getiren üyelerimizin varlığı üzüntü vericidir. Mülkiyeliler Birliğinin tek meşruiyet kaynağı Mülkiye Topluluğudur ve hiçbir irade bu Topluluğun iradesinin önüne geçemez. Bu konuda Mülkiye Topluluğunun gereken kararlılığı göstereceğine inanıyoruz. 6.Ne yazık ki, Mülkiye Sitesi kurulması için hazırlanan projenin yasal süreç doğrultusunda onaylatılmak üzere Çankaya Belediyesine sunulmasından sonra projenin onayını engellemek amacıyla kimi hocalarımız ve üyelerimiz Çankaya Belediye Başkanı ile görüşmüştür. 7.Çankaya Belediyesinin bir şirketinde çalışan bir üyemiz belediyeye verilen projeyi yetkisi olmadığı halde incelemiş ve bu konuda basına eksik-yanlış kimi bilgiler vermiştir. O’na bu olanağı sağlayan belediye yetkilisinin kim olduğunu, kimin aracılığıyla ulaşıldığını tahmin etmek çok güç değildir. Geçen Genel Kurulda tüketilen argümanlarla yeniden ortaya çıkılmasında ve bunun bir kampanyaya ya da adeta bir savaşa dönüştürülmesinde izaha muhtaç bir yan bulunduğu açıktır. Mülkiye Sitesinin yapılmasına içtenlikle inanarak karşı çıkan üyelerimiz olduğunun farkındayız. Bu tartışmaya iyi niyetle katılan arkadaşlarımızın dışında kalan ve önümüzdeki Genel Kurula dönük hesaplarla bu yapay tartışmaya öncülük eden arkadaşlarımızla aramızda temel bir farklılık bulunduğunu biliyoruz. Aslında farklılık Mülkiye Sitesine ilişkin değil, çok daha temel ve bizim açımızdan daha anlaşılabilir bir noktada düğümlenmektedir ki, bu da Mülkiyeliler Birliğinin nasıl bir örgüt olması gerektiği ve nasıl yönetileceğine ilişkindir. Bizim açımızdan Mülkiyeliler Birliği tek bir ideolojik politik hattı savunan, farklı görüşten olanların dışlandığı, ötekileştirildiği, düşmanlaştırıldığı, en küçük yaklaşım farkının barikatların öte yanına itilmeyi koşulladığı monolitik bir örgüt değildir. Bu yapı içerisinde farklı ideolojik, politik referansları olan üyeler bir arada bulunmalıdır. Mülkiyeliler Birliği Fakültemizin bize kazandırdığı değerlerin savunulduğu, ancak bu değerleri bizim gibi savunmadığı için hiçbir üyemizin dışlanmadığı, kendini öteki hissetmediği, farklılıklarımızın zenginlik olarak ele alındığı bir mezunlar cemiyetidir. Mülkiyeliler Birliği, hiçbir hocamız ya da büyüğümüzün hangi konferansa hangi hocamızın davet edileceğini, hangi hocalarımızdan yazı alınıp, hangisinden alınmayacağını sufle ettikleri bir örgüt değildir, olmayacaktır. Sahne gerisinde suflör görevini üstlenenlerin sahne önündeki yerlerini almalarını dileriz. Aynı arkadaşlarımızın “Mülkiye Sitesi”nin yapımı konusunu basın ve medya üzerinden bir kampanyaya dönüştürdükleri de görülmektedir. Bu kampanyada Mülkiye Topluluğu bölünmüş, parçalanmış, hatta isyan noktasına gelmiş gibi sunulmaktadır. Mülkiyeliler Birliği üyelerinin arasında farklı fikirler olması normaldir, hatta bizim açımızdan arzu edilen ve zenginleştirici bir durum olarak kabul edilmektedir. Ancak bir bölünme, bir ayrışma yaşandığı tezi ve tespiti doğru olmadığı gibi Mülkiye Topluluğunu yaralayan, inciten, zayıflatan bir yaklaşıma işaret etmektedir. Bizim açımızdan Mülkiye Sitesi yapımına ilişkin tartışma bütün bilgi ve belgeleriyle ortaya konmuş, tamamlanmış, yapay bir tartışmadır. Anlaşılan odur ki, binalar üzerinden bir muhalefet örgütlemek, birbirinden farklı anlayış, grup ve kişileri bir araya getirme işlevi gören bina tartışmasının ardına gizlenerek muhalefet etmek çok daha kolay ve pragmatik bulunmaktadır. Ülkenin çok daha acil ve yakıcı sorunları orta yerde dururken, Mülkiyeliler Birliği Genel Kurulunun 2008 yılında olduğu gibi adeta “dejavu” duygusu yaratacak biçimde sadece binalar sorununa kilitlenmesi çabasının hem Türkiye’ye hem de Mülkiye Topluluğuna haksızlık olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Genel kurulumuzun daha sağlıklı bir zeminde gerçekleştirilmesi için zorunlu olmadıkça bu tartışmaya dönmek ve bu konuda yeni açıklamalar yapma niyetinde, hele ki bu tartışmaları basının önünde ve basın üzerinden yürütme taraftarı olmadığımızı Mülkiye kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla. |
| Son Güncelleme: Pazartesi, 18 Ocak 2010 12:09 |



